Menu

Biophilia; Yaşama sevgi

 

Evlere kapanıp herşeyin normale dönmesini beklerken kendimden ve başkalarından duyduğum en büyük ihtiyaç, açık hava özlemimizi giderecek bahçeli, balkonlu, teraslı evler oldu. Çünkü huzuru, mutluluğu, ferahlamayı ve şifayı hissetmek için doğaya ihtiyacımız var. Açık havaya olduğu kadar, oksijeni üreten, havayı temizleyen bitkilere, ağaçlara da ihtiyacımız ve içsel bir bağımız var. Yaşam sevgisi ve yaşayan sistemlere sevgi anlamına gelen ‘Biophilia’ kavramı insanların doğa ve diğer canlılarla iç güdüsel olarak bağlantı kurma ve bir arada olma eğilimini ifade eder. Yunanca’dan gelen bu kelime hayata düşkünlük, yaşayan sistemlere sevgi anlamına geliyor.

Modernleşmiş dünyada, özellikle yaşayan unsurlardan yoksun kapalı ortamlar, uzun vadede insan zihnini ve sağlığını olumsuz etkiliyor.

Biofilik tasarımlar tam da bu sebepten gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yer buluyor. Doğal bitkilerin bulunduğu ortamlarda insan sağlığının olumlu etkilendiği ve yaşam standartlarının yükseldiği bir çok bilimsel çalışma ile ispatlanmıştır. Biyofilik tasarımlar, iç mekanda saksı bitkileri ve ağaçların varlığıyla sağlıklı hava, huzur, sakinlik ve pozitif enerji yaratır.

Bu nedenle biofilik mimari ve iç mimari yani mekânsal düzenlemeler hayatımızda daha fazla yer bulmaya başlamıştır.

Doğayı iç mekana bilinçli bir şekilde dahil ederek, yani açık havadaki ortamı kapalı mekana taşıyarak onunla yeniden bağlantı kuruyoruz.

Bu tür alanların stresi azaltarak, dikkati geliştirerek, zihin ve moral üzerinde olumlu etkileri olduğu gözlenmiştir. Ofis alanıyla ilgili bir çalışmada, ofis mekanlarında bitkileri görmenin kişilerin hastalık sebebi ile aldığı izinleri azalttığı izlenmiştir. Açıkça, bitkiler ve biyofilik ilkeler çalışanlarda performans artışı sağlar ve daha mutlu, daha sağlıklı bir işgücü ile sonuçlanır. Doğa ile güçlü ve rutin bağlantılar, zihinsel çeviklik, hafıza, düşünme ve öğrenme becerilerimize dinlenme ve toparlanma alanı sağlar. Yani Biyofilik tasarımlar, zihnimiz için gerekli “pause/duraklat” düğmesine basmanıza ve sonra daha sağlıklı bir şekilde devam etmemize yardımcı olur. Sadece zihinsel değil, aynı zamanda duygusal yenilenme de sağlar. Doğa ile bağlantıların tetiklediği fizyolojik tepkiler arasında kas gevşemesi, kan basıncının düşmesi ve kan dolaşımındaki stres hormonu (yani kortizol) seviyelerinin azalması yer alır.

Şehirler gelişmeye devam edecek ve beton, cam ve çelik her zamankinden daha fazla kullanılacak. İnsanlar zamanın çoğunu kapalı ortamlarda geçirmeye devam edecek.

Bununla birlikte öyle görünüyor ki “Biophilia” kavramı  her geçen gün değer kazanacak.

Doğaya sevgi ve saygıyla,

Mine Erkan

instagram hesabım: artandesignposts

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *